| |
* |
| |
Ne Fransa'nın, ne Avrupa'nın ne de Avrasya'nın...Paris,
dünyada sanatın, kültürün ve aşkın merkezidir.
Seine nehri geçer ortasından..Nehrin üstündeki yüzyıllık
ünlü köprüler günün her saatinde yalnız taşıtları
değil, her ülkenin insanına geçit verir. Bir yanında
yazarların, düşünürlerin, felsefecilerin, ressamların
merkezi St-Germain des Pres , öte yanında Louvre ve
Tuileries bahçeleri.. Sanat buradan doğar. Dünyanın yüzünü
değiştiren düşünce akımları burada filiz verir.
Modanın merkezidir. Geçmişin, tarihin görkemli tanığıdır
Paris. Müzelerinde ve sokaklarında, ve yüzlerce yıldır
değişmeyen yüzleriyle ayakta kalan yapıtlarında
tarih ve günümüzün modernliği içiçe yaşar.
Ernest Hemingway'ın dediği gibi Paris bir şenliktir.
Bir gece yarısı Notre- Dame'ın önünden yürüyüp
sanatçılar köprüsünden Rue de Rivoli'ye çıkarken
ansızın gölgelerin arasından bir flüt sesi çağırır
sizi.. Az ötede metro durağının ağzında akeodeon çalan
bir müzisyenin hüzünlü şarkısıyla kuşatılırsınız..
Genç bir adam sevgilisini öpmektedir Pont Neuf'de
,fenerin altında.. Kafeler kırmızı şemsiyeleriyle, kırmızı
ışıklarıyla sokaklara taşmıştır ve dünyanın en
şık kadınları, en zarif erkekleriyle sokak gösterilerini
izler okyanus ürünlerinin tadına bakarken.. Paris parfüm
kokar, heykelleri, resimleri canlanır da bir gece düşlerinizde,
size Eiffel Kulesi'nden, Zafer Takı'ndan, Invalides'den,
Notre Dame de Paris Katedrali'nden yaşam sanatinin
zerafetini gösterir.
|
| |
* |
| |
Montmartre, Paris'in bohem hayatının merkezidir. Kırmızı
Değirmen'in hemen arkasından başlar dik yokuşları.
Picasso, Salvador Dali buralardan Paris'e ve dünyaya
egemenlik kurmuşlardir. En yukarda cafelerle çevrili
meydanin ortasinda, resim sehpalarinin önünde sanatçilar
yeniden renklendirirler, şekillendirirler tablolariyla
kenti. Büyük katedral Sacre-Coeur Paris'in üstünde,
en tepede gerçekten gizli bir yürek gibi kenti yüzyıllardır
sevgiyle izler. Bu kentten kimler gelip geçmemiştir ki..
Krallar, Kraliçeler, imparatorlar ve dillere destan
saltanatları.. dünyayı sarsan büyük devrimler...büyük
hırslar, büyük aşklar..yaşanası ne varsa hepsinin
en görkemlisi aydınlık Paris göğünün altından akıp
geçmiştir.
Sacre-Coeur'un tam karşisinda, öte yakada Versailles
Sarayi ünlü bahçeleri ve tarihiyle işimaktadir.
Goblenli ve altin yaldizli duvarlari, gizemli öyküleriyle
hala kalin duvarlarin arkasinda tarihini yaşatir. Onun
sol tarafinda ise, Paris'in en son bölgesinde modern
zamanların simgesi La Defence tek farklı çağdaş yapısıyla
yükselmektedir.
Şatoları, büyük parkları, eğlence merkezleri, moda
sanayii, ve soluk alıp veren tarihiyle Paris hem bugünün
en atılımcı kenti hem de tarihin hiç bozulmamış yüzüdür.
Ama yine de her şeyden önce Paris insan demektir.Parisli
kadınların değişmez inceliği, güzelliği tıpkı
ortasından akıpgeçen Seine nehri gibi hayatın pırıltılı
yüzüne benzer.
|
| |
* |
|
|